Aids

Nisan 6th, 2008 by admin

1980′lere girildiÄŸinde “cinsel özgürlük” aileye son”, “feminizm” gibi akımların da tesiriyle dünya tam bir kargaÅŸa içindeydi. Homoseksüellik, bir sapıklık deÄŸil de “3. cins” sayılıyor, giderek güçlenen bir lobi haline geliyor ve hatta erkekler birbirleriyle evlendiriliyordu. Her üç çocuktan biri evlilik dışı münasebet neticesi dünyaya geliyor ve yine üç çocuktan ikisi anne-babanın ayrı olduÄŸu parçalanmış ailelerde büyümek zorunda kalıyordu. Çünkü kurulan her iki evlilikten biri ayrılma ile sonuçlanıyordu. Artık cinsellik, ulvi hedefi olan hissi bir beraberlik olmaktan çıkmış, hayvani ve mekanik bir zevk vasıtası haline gelmiÅŸti. İşte bu manzara, tam Kainatın Sultanı Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Bir toplulukta fuhuÅŸ yaygınlaşırsa Allah, adını bilmediÄŸiniz hastalıklar indirir” ÅŸeklinde haber verdiÄŸi ortamdı. 1981 yılında 8′i homoseksüel ve 1 ‘i de yine onların bulaşığı enjektörü kullanan uyuÅŸturucu müptelası toplam 9 kiÅŸi esrarengiz bir hastalığa yakalandılar. Vücudun savunma (immun) sistemi iflas etmiÅŸti ve mikrobik hastalıklara karşı korunamıyordu. Hastalığa, “Kazanılmış immun Yetmezlik Sendromu” manasına gelen kelimelerin baÅŸ harfleri olan AİDS adı verildi. Bu hastalığın amili insanları acı ve ölüme terk ederek bir bedenden diÄŸerine, bir ülkeden baÅŸka bir ülkeye ve bir kıtadan baÅŸka bir kıtaya atlayan, görünmeyen bir virüstü.
  Aritmetik dizi şeklinde hızla yayılan AİDS, ciddi ruhi krizlere ve bozukluklara yol açıyordu. Korku, endişe, hayati kriz, ümidsizlik, suçluluk, çaresizlik, belirsizlik, yakınlarını kaybetme, aile ve toplumdan dışlanma, ağrı, dayanılmaz acılar, terkedilme ve ölüm duygu düşünce ve reaksiyonları veren bir hastalığın adıydı.
  Kimine göre çağın vebası, kimine göre ise yüzyılın en korkunç hastalığı olan AlDS’e 1987′de 126 ülkede 62.445 kiÅŸide rastlanmıştı. Bu rakam 1991′de 359.271, 1995′te ise 22 milyon oldu. 2000 yılında AlDS’li sayısının 40 milyonu geçmesi bekleniyor.
  Türkiye’de ise 1996′da 594 AİDS vakasına rastlandı. AİDS ile Mücadele DerneÄŸi, “Türkiye henüz taşıyıcı devresinde 2000′li yıllarda İstanbul ve DoÄŸu Karadeniz’de yaygınlaÅŸan fuhuÅŸ sebebiyle özellikle İstanbul ve Karadeniz’de AİDS patlaması olacak” diyor.
  Dünyada her dakikada 5, günde ise 8.500 kiÅŸi AlDS’e yakalanıyor. Afrika’da çıkan hastalığın dünyaya yayılmaya baÅŸladığı, 1980′den bu yana ise 5.8 milyon kiÅŸi AİDS’ten öldü. Dünya SaÄŸlık Örgütünden bir yetkili, “Sadece 1992 yılında Avrupa’da 90 bin AİDS vakasına rastlandı. AİDS 21. asrın en mühim saÄŸlık problemi olacak. AİDS, bir zamanlar frenginin dünyaya yaptığını yapacak. Ancak tek farkı, AİDS’ten ölüm oranı yüzde 85-100 gibi çok yüksek olması” diyor.
  AİDS’in Tedavisi Var mı ?
  AİDS, kiÅŸi virüsü aldıktan sonra 12 yıl içinde ortaya çıkabiliyor. Yakalanan ÅŸahıs ise en fazla 3 yılda ölüyor. Ve AİDS’ten kurtuluÅŸ yok. Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatı’ndan Dr. Michael Mersen, “HIV virüsünü kaptıktan sonra hastalığın geliÅŸmesi ortalama 10 yıl alıyor. AİDS vakalarına bugünkü durumu bize 10 yıl önce neler olduÄŸunu anlatıyor” diyor.
  Şu an için AlDS’e karşı elde henüz ne bir tedavi ne de bir aşı var. Yıllardan beri süren çalışmalar boÅŸa çıktı. Birbiri ardına insanları hayat kırıklığına uÄŸrattı. Virüsü almış fakat hastalık belirtileri henüz ortaya çıkmamış kiÅŸilerde tesirli olduÄŸu kabul edilen AZT adlı ilacın da çok cüz’i bir faydaya sahip olduÄŸu anlaşıldı.
  Haftalık ilim dergisi Science’in AİDS üzerinde çalışan dünyanın en tanınmış 150 araÅŸtırmacısı arasında yaptığı anketteki ortak cevap enteresandı. “AİDS hakkında daha fazla ÅŸey öğrendikçe, herÅŸeyden daha az emin oluyoruz.” Daha düne kadar doÄŸruluÄŸu tartışma götürmeyen birçok görüş, temelden yanlış olduÄŸu anlaşılarak bir kenara bırakılıyor. Artık bozuklukta rol oynayan dolaylı mekanizmalar ilim adamlarının aklını karıştırıyor.
  Tedavi Pahalı
  AİDS tedavisinde denenen ve cüz’i faydaya sahip olduÄŸu iddia edilen ilaçlar çok pahalı, ilacın etkisi sadece hayat süresini uzatması. Yıllık maliyeti ise 12 ile 16 bin doları buluyor. Üstelik bu tedavilerin ne kadar süre uygulanması gerektiÄŸi de belli deÄŸil.
  AİDS’in Hedefi
  AlDS’e yakalananlar yüzde 95 oranında sapıklar, fuhuÅŸ yapanlar ve damardan uyuÅŸturucu kullananlardan teÅŸekkül ediyor. Tabii arada AlDS’li kanı nakledilen masum kiÅŸilere de bulaÅŸtığı oluyor. Bu da “Öyle bir fitneden sakınınız ki, sizden yalnız zalimlere (ona sebep olanlar) dokunmakla kalmaz, masumları da yakar.” (Enfal, 25) ilahi buyruÄŸuna uygun düşüyor.
    Evet, önceki bütün semavi dinler gibi İslam’ın çaÄŸrısı da sapıklığı, zina ve fuhÅŸu yasaklıyordu. Bugün bu çaÄŸrıyı ilim ve tıp yapıyor. EÅŸlere, birbirlerini aldatmamaları tavsiyelerinde bulunuluyor. Saygı ve sevgi, günümüzde yeniden keÅŸfediliyor. Sadakat kavramı yeniden gözde hale geliyor. Üstelik insanların acıya, felakete, faciaya maruz kalmaması için..

Kategori Sağlık |

Yorum Yapın

Önemli not: Yorumunuz denetim için bekliyor. Yazıya uygun olamayan yorumlarınız yayınlanmayacaktır.